Tüp Mide Ameliyatının Avantajları ve Dezavantajları

Kılavuzumuzun üçüncü bölümüne hoş geldiniz. Bir önceki bölümde yazmış olduğumuz tüp mide ameliyatında hasta yolculuğu konulu yazımızda; ameliyata karar verdiğiniz andan itibaren operasyona nasıl hazırlanmanız gerektiğini, adım adım ameliyat sürecini ve ameliyat sonrası bakım hakkında kıymetli bilgiler edindiniz.

Bu yazımızda ise, bariatri adaylarının en çok merak ettiği konulardan biri olan tüp mide ameliyatının sağladığı avantaj ve dezavantajlardan bahsedeceğiz.

Tüp mide ameliyatı, bariatrik cerrahi operasyonları içinde en sık tercih edilen ve diğer uygulamalara göre daha kolay ve risksiz bir işlemdir.

Tüp mide ameliyatı sonrası,

  • Tip 2 diyabet,
  • Yüksek tansiyon,
  • Uyku apnesinin iyileştirilmesi gibi olumlu etkileri görülmekle birlikte;

Tüp mide ameliyatının olumlu yönlerinin yanı sıra her operasyonda olabilecek ve tüp mide ameliyatına özel ortaya çıkabilen;

  • Besin eksiklikleri,
  • Sızıntı gibi çeşitli yan etkiler gözlenebilir.

Gelin tüp mide ameliyatının sağladığı faydalara ve yan etkilerine birlikte göz atalım.

Tüp mide Ameliyatının Avantaj ve Dezavantajları

Her operasyonun avantaj ve dezavantajları olabildiği gibi tüp mide ameliyatında da benzer bir durum söz konusudur.

Tüp mide ameliyatının avantaj ve dezavantajlarına aşağıda sıralananlar örnek olarak verilebilir.

Tüp Mide Ameliyatı Avantajları

  • Sindirim sistemi diğer operasyonlar kadar fazla değişime uğramaz.
  • Kısa sürede etkili kilo verme sağlar.
  • Klinik sonuçların iyileştirilmesini sağlar
  • Obeziteye bağlı ve obeziteden bağımsız hastalıkların iyileştirilmesinde etkilidir.

Tüp Mide Ameliyatı Dezavantajları

  • Operasyona bağlı komplikasyon riskleri olabilir.
  • Besin yetersizliklerine neden olabilir.
  • Geri dönüşümsüzdür.
  • Bazı yan etkilere neden olabilir.

TÜP MİDE AMELİYATININ FAYDALARI

Tüp mide ameliyatı diğer operasyonlara kıyasla daha yüksek sağ kalım oranına sahip uygulamadır. Tüp mide ameliyatının başlangıçta, mide hacmini küçülttüğü için kilo kaybını sağladığı düşünülse de, ilk bölümde anlattığımız metabolik ve hormonal etkileri sebebiyle kısıtlamadan daha fazlasını içerir. Tüp mide ameliyatının kilo vermeyi sağlamasının yanı sıra pek çok farklı sağlık sorununu iyileştirme ve çözmede etkili olduğu kanıtlanmıştır.

 

  1. Kilo Kaybı

Tüp mide ameliyatını sağladığı en temel fayda kuşkusuz etkili bir kilo kaybı sağlamasıdır.  Tüp mide ameliyatı ile kilo kaybının nasıl sağlandığını rehberimizin ilk bölümünde detaylı olarak anlatmıştık. Tüp mide, farklı mekanizmalar ile obezitesi olan kişilerin, belki de hayatları boyunca uğraşıp bir türlü vermedikleri fazla kiloların verilmesini sağlarken, aynı zamanda obezite ile ilişkili diğer ek hastalıkları da iyileştirebilir.

Bu açıdan baktığımızda kilo kaybı diğer faydaların da temelini oluşturmaktadır.

 

Tüp Mide Ameliyatından Sonra Ne Kadar Kilo Verilir?

Tüp mide ameliyatı olan hastaların en çok merak ettiği konuların başında kilo vermeye ne zaman başlayacakları ve aylık ortalama kaç kilo kaybedecekleri gelmektedir. Ameliyat olduktan sonra fazla kilonuzun ortalama olarak %60’ını kaybedersiniz. Bu kilo kaybı kişiden kişiye değişkenlik gösterir.

  • Başlangıç kilonuz
  • Yaşınız
  • Cinsiyetiniz
  • Ameliyat sonrası diyetinize uyum
  • Aktivite / egzersiz seviyeniz
  • Diyete uyum gibi faktörler kilo verme hızınızı etkilemektedir.

Tüp Mide Ameliyatından Sonra Ne Zaman Kilo Verilir?

Hastaların ameliyattan sonraki ilk 3 ayları en hızlı kilo verdikleri dönemdir bu dönemde kilolarının %30-40’ını verirler, genellikle en çok kilo kaybını ilk 6 ayda yaşanır. Kilo verme süreciniz hep aynı hızda gitmeyebilir. Bu nedenle her ay aynı miktarda kayıp beklemek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

 

Tüp Mide Ameliyatından Sonra Vücut Kilo Vermeye Nereden Başlar?

Genel olarak kilo verme süreçlerinde, fazla kilonun vücudun ilk hangi bölgesinden verileceği kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir. Fazla kilosu olan insanlar ilk olarak, ‘’göbeğim erisin’’, ‘’bacaklarım incelsin ‘’ gibi farklı istekleri olabilir. Bilimsel olarak kesin bir sonuç olmasa da ilk olarak nereden zayıflayacağınızı tahmin edebilirsiniz.

Bu durum bazı faktörlere bağlıdır;

  • Genetik: Genetik olarak vücudunuzun hangi bölgesinden kilo almaya yatkınsanız, genellikle ilk kaybedilen kilolar da bu bölgelerde gerçekleşir.
  • Yaş: İlk kilo aldığınız veya verdiğiniz bölge, yaşa göre değişkenlik gösterebilir. Özellikle kadınların menopoz döneminden önce ve sonrasında hormon değişimine bağlı olarak yağlanma ve zayıflama bölgeleri değişmektedir.
  • Cinsiyet: Erkekler ile kadınların yağlanma bölgeleri farklılık göstermektedir. Erkekler genel olarak karın bölgesinden kilo vermeye eğilimliyken, kadınlar daha çok kalça bölgesinden zayıflamaya başlar.

Kilo vermeye ilk nereden başlayacağınız belli olmasa da kesin olarak bilmeniz gereken şey, tüp mide ameliyatı ile uzun zamandır uğraşmanıza rağmen veremediğiniz kiloların çok kısa bir zaman içinde gideceğidir.

 

Tüp Mide Ameliyat Sonrası Kilo Verme Ne Zaman Durur?

Ameliyattan 3-6 ay sonra hastaların kilo vermelerinin duraksaması normaldir. Bu duruma plato dönemi adı verilir. Başlangıçta hızlı verilen kilolardan sonra motive olan hastalar, ilk aylarda yakaladıkları kilo kaybının bir süre sonra aynı hızda devam etmediğini gördüklerinde panik yaşarlar.

  • Beslenme planınıza,
  • Egzersizlerinize,
  • Yaşam tarzı değişikliklerinize uyum sağladığınız sürece kilo kaybının yavaşlamasından endişe duymanıza gerek yoktur.

Ancak eski yeme alışkanlıklarınıza geri dönüp hareketsiz bir yaşama devam ederseniz, kilo vermeniz duracağı gibi tekrar kilo almaya başlayabilirsiniz.

 

TÜP MİDE AMELİYATININ SAĞLIKLA İLGİLİ FAYDALARI

Obezitenin yükünü taşıyan ana organlar arasında kalp, karaciğer, böbrek, akciğer, bağırsak, damarlar ve beyin bulunmaktadır. Her organ üzerindeki etki, sağlıkla ilgili ciddi sorunlara sebep olur.

Obezitesi olan insanlarda zaman içinde ek sağlık sorunları meydana gelebilir ancak bu durumun tüm obezite hastalarında meydana geleceği kesin bir kanı değildir. Kişinin ailesinde belirli bir hastalık öyküsü varsa, fazla kilo bu hastalığın ortaya çıkma ihtimalini arttırmaktadır. Örneğin; annenizde veya babanızda şeker hastalığı varsa, obeziteniz diyabet hastalığını tetikleyerek sizde de ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Tüp mide ameliyatından, sonra kilo vermeye başlamanızla birlikte öncelikle klinik belirteçlerinizde, zamanla buna bağlı olarak ek hastalıklarınızda iyileşme görmeye başlayacaksınız.

 

Klinik Bulgularda İyileşme

Tüp mide ameliyatından sonra; kan yağlarınızda, biyokimyasal, histolojik, hematolojik ve inflamatuar belirteçlerinizde iyileşme gözlenmektedir. Tüm bu belirteçler sağlık durumunuzu temsil etmektedir. Şimdi sırasıyla bu belirteçlerin neler olduğuna bakalım.

Biyokimyasal Belirteçler

Kan tahlillerinizde gördüğünüz sonuçlar, yani biyokimyasal belirteçleriniz, klinik olarak organlarınızın sağlık durumunu gösterir.

Tüp mide ameliyatından sonra,

  • Açlık kan şekeri (AKŞ)
  • Karaciğer sağlığını temsil eden AST ve ALT
  • İskelet sisteminden yoğun olarak salgılanan ve kanser hücreleri ile ilişkili olan Alkalin fosfataz enzimlerinde iyileşme meydana gelmektedir.

Yapılan bazı çalışmalarda bariatrik cerrahiden 13 ay sonra ürik asit düzeylerinde başlangıç ​​değerlerine göre düşüş olduğu ve bunun gut hastalığı ataklarının azaltılmasında etkili olduğu sonucu bulunmuştur (1).

 

Kan Yağı Bozuklukları- Dislipidemi

Obezitesi olan kişiler, diğer bireylere kıyasla daha sık sağlıksız yiyecek tüketimine ve hareketsiz yaşama sahiptir. Bunların doğal bir sonucu olarak kan yağlarında bozukluk dediğimiz dislipidemi durumu ortaya çıkar. Kan yağlarının istenen seviyenin üzerinde olmasıyla,  kalp hastalıkları gelişme riski artmaktadır.

Tüp mide ameliyatından sonra hastalarda, %75 oranında kan yağı profillerinde iyileşme gözlenir.

  • Trigliserit,
  • Toplam kolesterol,
  • VLDL kolesterol
  • LDL kolesterol düzeylerinde önemli bir azalma gözlenirken; iyi kolesterol dediğimiz HDL seviyesinde ise artış meydana gelir.

 

Histolojik Belirteçler

Histolojik belirteçler karaciğer sağlığımız hakkında yorum yapmamızı sağlar. Tüp mide ameliyatından sonra hastalarda alkolden bağımsız karaciğer yağlanması, fibrosiz gibi karaciğere bağlı risklerde iyileşme gözlenmektedir.

 

Hematolojik Belirteçler

Hematoloji kan bilimidir ve hematolojik belirteçler kan hastalıklarını yorumlamamızı sağlamaktadır. Kanımızda kırmızı ve beyaz kan hücreleri bulunur. Yapılan bazı araştırmalarda çeşitli sebeplerle yüksekliği gözlenebilen bu hücrelerin, tüp mide ameliyatından sonra başlangıca göre düşüş olduğu bulunmuştur.

 

İnflamatuar belirteçler

İnflamasyon belirteçlerinde artış vücutta iltihap varlığını temsil eder. İnflamasyonlar akut ya da kronik olabilir.

  • CRP,
  • İnterlokin-6,
  • Tümör nekroz faktörü (TNF- α ) gibi işaretler vücudumuzdaki iltihap durumunu ve iltihaplı hastalıklar hakkında değerlendirme yapmamızı sağlar.

Tüp mide ameliyatının hastalarda bu belirteçlerde iyileşme sağladığı yapılan araştırmalar tarafından kanıtlanmıştır.

 

OBEZİTE İLE İLGİLİ HASTALIKLARDA İYİLEŞME

Yukarıda bahsettiğimiz kan yağları, biyokimyasal, histolojik, hematolojik ve inflamatuar belirteçlerdeki iyileşmeler obeziteyle ilgili olan hastalıkların çözülmesine de katkıda bulunur.

Tüp mide ameliyatı sonrası;

  • Diyabet
  • Yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD)
  • Yüksek Tansiyon
  • Kalp-Damar Hastalıkları
  • İnme ve Kalp krizi
  • Uyku Apnesi gibi obeziteye bağlı hastalıklarda iyileşme sağlanabilir.

 

2012-2017 yılları arasında tüp mide ameliyatı olan toplam 99.246 hastanın ameliyat öncesi ve sonrası obeziteye bağlı ek hastalıklarının görülme oranları aşağıdaki gibidir.

   Ameliyattan Önce Ameliyattan 12 Ay Sonra
Tip2 Diyabet %17 %6.9
Yüksek tansiyon  %32 %18.4
Uyku apnesi %18.2 %7.8
Dislipidemi %17.7 %9.5
Kas-iskelet ağrısı %28.0 %14.8
Reflü %16.7 %17.7
Depresyon %14.8

%13.3

Tip 2 Diyabet

Diyabet hastalığı; vücudun kan şekerimizi düzenlemek için çalışan insülini yeterli olarak üretemediği ya da ürettiği insülini etkili olarak kullanamadığı durumda meydana gelen bir hastalıktır.

Tip 1 ve Tip 2 diyabet olmak üzere ikiye ayrılan diyabet hastalığında obezite, tip 2 diyabet ile ilişkilidir.Tip2 diyabetin ortaya çıkma olasılığının beden kitle indeksiyle, yani fazla kilo ile ilişkisi vardır.

Tüm diyabet vakalarının %90’ını oluşturan tip 2 diyabette vücut yeterli insülini üretemez ya da üretilen insüline karşı bir direnç meydana gelir. İnsülin direncinin sonucu olarak diyabet hastalığı gelişmektedir. Diyabet hastalığı da başka kronik hastalıklara sebep olabildiği için tedavisinin yapılması ve kan şekeri seviyelerinin kontrol altında tutulması önemlidir.

Diyabeti olan obezite hastaları için mide küçültme ameliyatının önemi sadece kilo verme ile ilgili değildir. Tüp mide ameliyatından sonra; hemoglobin A1C, HOMA-IR, ve CKK dediğimiz insülin salgısını uyaran belirteçlerde ameliyattan sonra değişim meydana gelir. Tüp mide ameliyatı olan obezite hastalarında bu değişimlere bağlı olarak diyabetlerinde tam veya kısmi iyileşme olduğu gözlenmektedir.

 

Alkolden Bağımsız Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD)

Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı; alkol tüketimi olmaksızın karaciğerde yağ birikmesi sonucu meydana gelen bir bozukluktur. Fazla kiloya bağlı olarak geliştiği için genellikle obezitesi olan hastalarda sıklıkla görülür. Bununla birlikte kişide diyabet varsa NAFLD gelişme ihtimali de artmaktadır. Aslına bakılırsa hepsi birbiriyle alakalı ve obezitenin sebep olduğu hastalıklardır.

Kilo vermek ve sağlıklı bir yaşam tarzına geçmek NAFLD’ın yönetiminin ana yoludur. Tüp mide ameliyatından sonra karaciğer enzimlerinde düşüş meydana gelir ve yağlı karaciğer hastalığı tedavi edilerek, ilerleyip siroza dönmesi engellenmiş olur.

 

Yüksek Tansiyon

Hipertansiyon (yüksek tansiyon) vakalarının %75’inin obeziteyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Obeziteye bağlı olarak gelişen yüksek tansiyon, genellikle insülin direnci ve glikoz intoleransı gibi metabolik sendromla ilişkili olarak ortaya çıkmaktadır.

Yapılan bazı araştırmalarda tüp mide ameliyatından sonra yüksek kan basıncı seviyelerinde düşüş olabileceği belirlenmiştir.

 

Kalp-Damar Hastalıkları

Obezite hastalarındaki bozulmuş kan yağları, yüksek tansiyon ve Tip2 diyabet gibi faktörler kalp damar hastalıkları ve özellikle kalp yetmezliği için risk oluşturmaktadır. Bununla birlikte ek hastalıklar olmasa bile, beden kitle indeksinin artmasıyla kalp hastalıkları da artış göstermektedir.

Tüp mide ameliyatından sonra, kardiyovasküler hastalık, kalp krizi ve felç geçirme ihtimali önemli ölçüde azalmaktadır. Obezite ameliyatı olan hastalar arasında yapılan bir araştırmaya göre, ameliyatın kalp hastalıklarına bağlı ölüm oranlarını %50 azalttığını, kalp krizi ve felç için önleyici olduğu sonucuna varılmıştır. (2)

Uyku Apnesi

Uyku apnesi sendromunda, üst solunum yolunun tamamen veya kısmen kapanır. Hastalar uykuları sırasında solunum durması (apne) veya solunum yavaşlaması (hipoapne) sorunu yaşarlar. Obezitesi olan insanlarda fazla yağ dokuları sebebiyle üst solunum kaslarında daralma meydana gelir.

Uyku apnesi, kalp damar hastalıkları için risk faktörüdür. Bununla birlikte uyku apnesi sendromu olanlarda inflamatuvar belirteçlerde yükselme meydana gelmektedir. Tüp mide ameliyatından sonra, hastaların solunum bozukluğu iyileşmekte ve buna bağlı olarak uyku kalitesi artmaktadır. Buna ek olarak hastaların %84’nde horlama sorunu çözülmektedir (3).

 

DİĞER HASTAKLIKLARDA İYİLEŞME

Kas-İskelet Sistemi Ağrısı

Yumuşak dokularda ve eklemlerde ağrı olarak kendini gösteren kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, kırık gibi sakatlık gelişimi için risk oluşturmaktadır. Obezitesi olan kişilerde, eklemlere fazla yük binmesi sebebiyle ağrıların oluştuğu düşünülmektedir.

Diğer yandan ise; kas-iskelet ağrısı, fiziksel aktiviteden kaçınmaya ve kilo alımına yol açabilen kısır bir döngü oluşturur. Ameliyattan sonraki 1 yıl içinde kas ve eklem ağrılarında yüksek oranda azalma meydana gelmektedir.

 

Gut Hastalığı

Gut ağrılı bir şekilde ilerleyen, pürin metabolizması bozukluğu nedeniyle oluşan iltihaplı eklem hastalığıdır. Kırmızı et, tavuk eti, mantar, ıspanak gibi bazı besinlerde bulunan pürin maddesinin vücutta parçalanmasıyla ürik asit üretilir. Vücudun çok fazla ürik asit tüketmesi durumunda kandaki seviyesi artar ve yoğunlaşarak eklemlerde birikir. Bu durum Gut hastalığına sebep olmaktadır.

Obezitesi olan insanlarda gut görülme sıklığı daha yüksektir. Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, tüp mide ameliyatı sonrasında 1 yıla kadar gut vakalarında azalma gözlenmiştir.

 

Polikistik Over Sendromu (PCOS)

Polikistik Over Sendromu (PCOS ) üreme çağındaki kadınların %7 ‘sini etkileyen yaygın bir hormonal bozukluktur. PCOS’u olan kadınların %40-80’inin aşırı kilolu veya obez olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte fazla kilo sebebiyle bozulan hormonlar da PCOS’a sebep olabilir.

PCOS’lu kadınların; insülin direncine bağlı olarak gelişen diyabet, dislipidemi ve kalp damar hastalıklarına yakalanma riskleri yüksektir. Tüp mide ameliyatı sayesinde önemli bir kilo kaybı sağlandığı için, PCOS’ önleyebilir ya da tedavisine ek fayda sağlanabilir.

 

Hamilelik ve Doğurganlık Sorunları

Obezitesi olan kadınlarda gebeliğe bağlı gelişen; gebelik hipertansiyonu, gebelik şekeri; yeni doğan bebeklerinde ise nöral tüp defekti, iri bebek doğumu ve yeni doğan ölüm riski yüksektir. Bu durum hem anne için hem de bebek için olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Obezitenin tüp mide ameliyatı ile tedavisi sayesinde kadın üremesinde olumlu değişiklikler meydana gelir. Tüp mide ameliyatı ile doğurganlık artmaktadır. Bununla birlikte ameliyattan sonra ortalama 2 sene gebelik önerilmez.

Kanser

Obezitenin getirdiği uzun süreli inflamasyon, yüksek insülin seviyeleri gibi faktörler zamanla kanser gelişimine sebep olabilir. Kişinin obezite seviyesi arttıkça kansere yakalanma ihtimali de artmaktadır. Yapılan araştırmalarda 13 farklı kanser türünün obezite ile ilişkisi olduğu bulunmuştur. Obezite ameliyatı ile kilo verme sonucu hastaların ilerleyen süreçlerde kanser geliştirme riski azalmaktadır.

Your content goes here. Edit or remove this text inline or in the module Content settings. You can also style every aspect of this content in the module Design settings and even apply custom CSS to this text in the module Advanced settings.

TÜP MİDE AMELİYATININ RİSKLERİ: KOMPLİKASYONLAR VE YAN ETKİLER

Her ameliyatta olduğu gibi, tüp mide ameliyatının da riskleri ve yan etkileri bulunmaktadır. Hastalar tüp mide ameliyatından sonra çeşitli komplikasyon dediğimiz istenmeyen durumlar yaşayabilir.

Tüp mide ameliyatına bağlı komplikasyonları;

  • Erken dönem komplikasyonlar
  • Uzun dönem komplikasyonlar olmak içinde 2 ayrı bölümde inceleyeceğiz.

 

Erken dönem komplikasyonları, operasyona bağlı riskler olarak değerlendirebiliriz.

  • Zımba hattı sızıntısı / kaçak
  • Enfeksiyon
  • Tromboz ( pıhtı oluşumu )

 

 

Tüp Mide Ameliyatının Uzun dönem komplikasyonları;

Beslenmeye Bağlı Riskler:

  • Protein Yetersizliği
  • Vitamin ve Mineral Yetersizliği

 

Tıbbi Riskler:

  • Reflü
  • Dumping Sendromu
  • Ülser
  • Fıtık
  • Safra taşları
  • Apse
  • Hipoglisemi
  • Mide darlığı
  • Mide genişlemesi olmak üzere gruplayabiliriz.

 

ERKEN DÖNEM KOMPLİKASYONLAR

Erken dönem komplikasyonlar ameliyattan sonra ilk 2 hafta içinde ortaya çıkabilecek durumlardır.

  1. Zımba Hattı Sızıntısı / Kaçak

Ameliyattan sonra hastaların en çok korktuğu, cerrahların ise sıkı takibini yaptığı komplikasyondur.

Zımbalar, tüp mide ameliyatı sırasında kesilen midenin birleştirilmesi ve su geçirmez bir hat oluşturulması amacıyla kullanılmaktadır. Ameliyattan sonra zaman içinde midenizdeki dikiş dediğimiz zımba hattı iyileşir.

Tüp mide ameliyatında kaçak neden olur ?

Vücudun iyileşme gücü tam olarak gerçekleşmez ve mide dokusu birbirine tam olarak kaynaşmazsa zımba hatları ayrılabilir ve bağırsak veya mide içinden sıvı sızıntısı meydana gelir. Bu duruma zımba hattı sızıntısı ya da kaçak denir.

  • Cerrahın başarılı bir operasyon gerçekleştirememesi,
  • Hastanın sigara ve alkol kullanımı kaçak riskini tetiklemektedir.
  • Bununla birlikte diyabet hastalığı gibi doku iyileşmesini geciktirecek durumlar nedeniyle de kaçak riski artabilir.

 

Tüp mide ameliyatında kaçak riski ne kadar sürer?

Kaçak, genellikle ameliyattan sonraki ilk 48 saat içinde kendini gösterir. Bu sebeple kaçak varlığını tespit etmek için operasyondan sonra 2 gün hastanede kalmanız gerekir. Bununla birlikte sızıntı riski için 2 hafta kadar kendinizi kontrol etmelisiniz.

 

Tüp mide ameliyatı kaçak riski nedir?

Zımba hattının üst kısmında meydana gelen kaçak riski ortalama  %2,1’dir. Kaçak kaynaklı ölüm oranı %0.5 ‘tir (4)

Tüp mide ameliyatı sonrası kaçak nasıl anlaşılır?

Ameliyat sonrası aşağıdaki belirtilere sahipseniz kaçak ihtimali düşünülmektedir.

 

Tüp mide ameliyatı kaçak belirtileri:

  • Yüksek ateş
  • Hızlı kalp atışı ( taşikardi)
  • Nefes darlığı
  • Yoğun baş dönmesi
  • Karın ağrısı
  • Omuz ve sırt ağrısı
  • Düşük tansiyon

 

Tüp mide ameliyatı kaçak testi nasıl yapılır?

Taburcu olmadan önce hastaya metilen mavisi denilen boyalı bir su içirilir. Hastaya ameliyattan sonra takılan drende bu mavi sıvının çıkışı görülüyorsa kaçak olduğu anlaşılır.

 

Tüp mide ameliyatı sonrası kaçak olursa ne olur?

Ameliyattan sonra 2 gün hastanede kalacağınız için herhangi bir kaçak varlığında doktorunuz hemen müdahale edecektir. Kaçağın tedavisi, kaçağın boyutu ve yerine göre değişkenlik göstermektedir. Burada önemli olan husus, kaçağı erken tespit etmek ve zımba hattında oluşan iltihabı temizlemektir. Hastanın durumuna göre cerrah ikinci bir operasyon isteyebilir.

 

  1. Enfeksiyon

Yara yeri enfeksiyonları, ameliyatın gerçekleştiği bölgede meydana gelen ve her ameliyattan sonra oluşabilecek bir iltihaplanma durumudur. Enfeksiyonlar 3 farklı seviyede gerçekleşebilir ve tedavileri farklı olmakla birlikte antibiyotik ile tedavi edilir.

  • Yüzeysel: sadece cilt bölgesinde oluşur.
  • Derin: Ciltten kas ve dokulara ilerlemiş olur.
  • Organ: İltihaplanma çok derindir ve ameliyat olduğunuz organı etkiler.

 

Enfeksiyon Belirtileri

  • Ateş, titreme
  • Yara yerinde sıcaklık ve kızarıklık
  • Ağrı
  • Yara yerinden gelen akıntı ve kötü koku

 

  1. Tromboz – Pıhtı oluşumu

Her ameliyatta olabilecek bir diğer risk olan kan pıhtılaşması, tüp mide ameliyatından sonra da gerçekleşebilir. Vücudumuz herhangi bir ameliyattan sonra cerrahi bölgeyi yara olarak algıladığı için pıhtılaşmaya eğilim gösterir.

Tüp mide ameliyatından sonra pıhtı oluşma ihtimali %1 ‘den düşüktür. Doktorunuz bu ihtimali önlemek için bir süre kan sulandırıcı kullanmanızı isteyecektir.

Pıhtı riskini azaltmak için; ameliyattan sonra hareket etmeli, koridorda yürüyüş yapmalı ve sigara kullanmamalısınız.

 

TÜP MİDE AMELİYATININ UZUN DÖNEM KOMPLİKASYONLARI

Tüp mide ameliyatından sonra hafif ila şiddetli düzeyde uzun dönem komplikasyonları gerçekleşebilir. Uzun dönem komplikasyonlarını, beslenmeye bağlı ve diğer olmak üzere 2 grupta inceleyeceğiz.

Beslenmeye Bağlı Komplikasyonlar

Obezitesi olan hastalarda operasyon öncesi ve sonrasında beslenme eksiklikleri yaygın olarak görülmektedir. Tüp mide ameliyatı geçirdikten sonra diyetisyeniniz ve doktorunuz tarafından hazırlanan beslenme yönergesine uymanız, beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkabilecek komplikasyonları önlemek adına önemlidir.

 

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Protein Yetersizliği

Bariatrik cerrahiye bağlı protein yetersizliği Gastrik Bypass uygulamasındaki kadar sık görülmese de,  tüp mide ameliyatından sonra da yetersizlik saptanabilir. Vücuda ihtiyacı olan miktarda protein almamak ya da alınan proteinin emilememesi sonucu ortaya çıkabilir.

Tüp mide ameliyatından sonra planlanan ölçüde  (1,5 gr/kg ideal vücut ağırlığı) ,protein içeren besinler tüketmek, gerekirse protein tozu desteği almak bu yetersizliğin önüne geçmemizi sağlar.

 

Protein yetersizliği belirtileri;

  • Ödem
  • Kas kaybı
  • İştah artışı
  • Cilt, saç ve tırnak problemleri olarak kendini gösterebilir.

 

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Vitamin ve Mineral Yetersizlikleri

Mikro besinler dediğimiz vitamin ve minerallerin vücut sağlığı üzerinde kritik etkileri vardır. Herhangi birinin eksikliği sonucu ciddi ve hatta yaşamı tehdit eden sonuçlar ortaya çıkabilir. Mikrobesin eksiklikleri;

  • Saç dökülmesi,
  • Tırnak kırılması,
  • Dikkat eksikliği,
  • Zihinsel bulanıklık,
  • Enerji kaybı gibi sağlıksal sorunlara yol açabilir.

Yeterli ve dengeli beslenme ile mikrobesin eksiklileri görülmez. Obezitesi olan hastalarda ameliyattan önce mevcut bir eksiklik durumu vardır. Bununla birlikte, tüp mide ameliyatı ile midenin bir kısmının çıkarılmasıyla belirli mikro besinlerin emilimini azaltabilir.

Emilimdeki azalmaya bağlı olarak bu besin maddelerinde eksiklik meydana gelebilir. Bu durumu önlemek için doktorunuzun reçete ettiği multivitamin ve mineral desteklerini düzenli olarak kullanmalısınız.

Tüp mide ameliyatından sonra eksikliği sık görülen mikro besinler:

  • B12
  • Demir
  • D vitamini ve Kalsiyum

 

Tüp Mide Ameliyatının Tıbbi Riskleri

Dumping Sendromu

Midenin hızlı bir şekilde boşalması anlamına gelen dumping sendromu, mide ameliyatı geçiren hastalarda özellikle şekerli ve yoğun karbonhidratlı tatlılar gibi besinleri yedikten sonra ortaya çıkmaktadır. Hastalarda genellikle, yemekten 10-30dk sonra karı krampları, ishal gibi belirtiler ortaya çıkar. Ameliyattan sonra diyetinize uyarak dumping sendromunu önleyebilirsiniz.

Ülser

Ülser, midenizde aşınma olduğunda oluşan yara anlamına gelir ve ağrı, kanama, delinme gibi sorunlara neden olabilir. Ülserler kilo verme ameliyatından bağımsız olarak da gelişmekle birlikte, bariatrik cerrahi riski arttırmaktadır.

Tüp mide ameliyatı sonrasında zımba hattı boyunca oluşan tahriş sebebiyle ülserleşme gerçekleşmektedir. Aynı zamanda helicobakter pilori adı verilen bir bakterinin varlığı da ülsere sebep olabilmektedir. Bu durum ameliyattan hemen sonra ortaya çıkabileceği gibi, yıllar sonra da oluşabilir.

Sigara, tütün ve alkol kullanımı ülser riskini arttıracağı için kullanımından kaçınmak önemlidir. Bununla birlikte Aspirin, ibuprofen ve anti-inflamatuar ilaçlar (NSAİD), mide tahrişine neden olarak ülsere sebebiyet verebilir.

 

Reflü

Obezite, reflü hastalığının ortaya çıkmasında en önemli risk faktörlerinden biridir. Reflü hastalığı, mide asidinin sıklıkla ağza ve yemek borusuna geldiği bir durumdur. Mide asidinin sürekli olarak geri kaçması yemek borusunun iç yüzeyini tahriş etmektedir.

Bununla birlikte, tüp mide ameliyatından sonra değişen mide yapısı ile birlikte reflü sorunun ortaya çıkması da tetiklenebilir. Tüp mide ameliyatından sonra, reflü sorunu yaşayan hastalar için mide asidinin azaltılmasını sağlayan mide koruyucu ilaç verilmektedir.

 

Mide Fıtığı

Mide fıtığı, tüp mide ameliyatından sonra gelişebilecek komplikasyonlardan biridir. Bununla birlikte obezitenin kendisi de mide fıtığına neden olabilir. Fıtık, midenin etrafındaki erimiş kas veya dokunun mide tarafından itilmesi sonucu meydana gelir. Kısaca mide, yemek borusuna doğru kayarak cepleşir.

Mide fıtığı reflünüzü tetikleyebilir, hatta oluşmasına neden olabilir. Tüp mide ameliyatından önce mevcut bir mide fıtığı olan hastalarda, kilo verme ameliyatı ile birlikte fıtık onarım ameliyatı da yapılmaktadır.

 

Safra taşları

Tüp mide ameliyatından sonra, hızlı kilo kaybı sebebiyle safra taşları oluşumu sık görülmektedir. Yapılan kapsamlı bir araştırmada, hastaların %95,8’nde ameliyattan sonraki ilk 18 ayda safra taşı veya safra çamuru geliştirdiği kaydedilmiştir (6).

Tüp mide ameliyatından sonra safra taşı yaygın olmakla birlikte, safra taşı oluşumunu önlemek adına genel bir fikir birliği bulunmamaktadır.

 

Mide darlığı

İyi bir şekilde yapılmayan tüp mide ameliyatından uzun bir süre sonra,  küçülen midenin bir kısmında daralma meydana gelebilmektedir. Bu daralma sonucunda yiyecek ve içecekler daralan bölgeden aşağıya inemez ve sindirim tamamlanmamış olur. Midenin üst kısmında kalan besinler nedeniyle hastalar sürekli kusma sorunu yaşarlar. Darlık tedavisi olarak revizyon ameliyatı düşünülebilir.

 

Hipoglisemi

Düşük kan şekeri anlamına gelen hipoglisemi, tüp mide ameliyatından sonra sıkça karşılaşılan yaygın bir komplikasyondur. Genellikle, kan şekerini hızlı yükselten glisemik indeksi yüksek şekerli ve karbonhidratlı besinlerin tüketimi sonrası (1-3 saat sonra) ani yükselen kan şekerinin ani olarak düşüşü ile karakterizedir.

Diyetisyen gözetimindeki uygun bir beslenme programı ile hipoglisemi yönetilebilir.

 

 

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Olası Yan Etkiler

Hazımsızlık

Tüp mide ameliyatından sonra oluşturulan yeni midenin eskiye nazaran oldukça küçük olması sebebiyle yemekten sonra hastalarda hazımsızlık sorunu yaşanabilir. Bu sorunu önlemek için midenizi yormayacak sindirimi kolay olan besinleri tüketmeli ve diyet planınıza sadık kalmalısınız

 

Mide bulantısı

Tüp mide ameliyatı sonrası hastalarda aşırı bulantı ve kusma sorunu yaşayabilir. Bu sorunun ortalama olarak 2-3 gün içinde geçmesi beklenir. Yeni oluşan midenin iyileşmesi zaman alacaktır. Uzun süreli devam eden bulantı ve kusmaların sebebi, diyet ve beslenme planına uygun beslenmemek olabilir.

 

İshal ve kabızlık

Kilo verme ameliyatlarından sonra ishalin birkaç sebebi olabilir;

  • Yağlı besinlerin yoğun tüketilmesi,
  • Tam anlamıyla sindirilememiş besinlerin bağırsağa hızlı geçişi,
  • Dumping sendromu

İshalin çözümü için öncelikle sebebini iyi anlayıp tespit etmek önemlidir.

Kabızlığın değerlendirilmesi ise ishalden daha farklıdır. Kişi ameliyat olsun ya da olmasın bağırsak alışkanlıkları değişiklik gösterebilir. Ameliyat ile sindirim sisteminizdeki bir organın kalıcı olarak değişmesi bağırsak hareketlerinizde değişikliğe neden olabilir. Bu sebeple ameliyat sonrası yeni normalinizi anlamak zaman alabilir.

  • İyileşme ve alışma sürecinden sonra;
  • Yeterince sıvı tüketmiyorsanız,
  • Uygun miktarda lif almıyorsanız,
  • Fiziksel olarak aktif değilseniz kabızlık ve şişkinlik sorunu yaşayabilirsiniz. Diyet ve beslenme önerilerine uyarak kabızlığı önleyebilir ve iyileştirebilirsiniz.

Gaz Sancısı

Her kilo ameliyatından sonra ortaya çıkabilecek bir sorun olan gaz, zaman zaman kişileri ağrı ile birlikte zorlayabilir. Ameliyattan sonra midenizde meydana gelen değişim ve yeni beslenme düzeniniz sindirim sisteminizi etkileyebilir. Bu durum çoğu hastanın başına gelen olağan ama can sıkıcı olabilen bir konudur.

 

Saç dökülmesi

Saç dökülmesi, bariatrik cerrahi sonrası hızlı kilo kaybıyla ilişkili çinko, demir ve diğer mikro besin eksiklikleri sebebiyle ortaya çıkabilen yaygın bir sorundur. Saç dökülme sorunu yaşayan hastaların kan parametrelerine bakıldığında; çinko, folat ve D vitamini seviyelerinin daha düşük olduğu gözlenmektedir.

Yapılan bir çalışmada, saç dökülmesi olan hastaların saç dökülmesi olmayan hastalara göre ameliyat öncesi ve sonrası çinko ve B12 vitamini değerleri daha düşük olduğu bulunmuştur. Ameliyat sonrası dökülme sorunu yaşamamak için operasyondan önce ve sonra vitamin ve mineral seviyeleri iyi değerlendirmek ve eksiklikleri gidermek önemlidir (7)

Cilt Sarkması

Kilo verme ameliyatlarının doğal bir sonucu olarak hastalarda cilt / deri sarkması durumu oluşabilmektedir. Ameliyat öncesi fazla kilo nedeniyle gerilen ve genişleyen deri, ameliyattan sonra deri altı yağ dokusunun azalması nedeniyle sarkmalar yaşanmaktadır. Kimi hastalar bu durumu kilo verdikleri için ödül olarak görse de, çoğu kişi için rahatsız edici bir duruma dönebilir.

Tüp Mide Ameliyatı Güvenli mi?

Kilo verme yolculuğuna başlayacak çoğu insanın en büyük endişesi operasyonun güvenli olup olmadığı korkusudur. Tüp mide ameliyatı laparoskopik olarak 4-5 küçük kesi yardımıyla yapılan operasyonel riski düşük güvenli bir uygulamadır. Kesi yerlerinin küçük oluşu ameliyat sonrası iyileşme sürecini hızlandırarak daha kolay bir nekahet dönemi geçirmenizi sağlar.